Tanı

PELVİK KONJESYON TANISI NASIL KONULUR?

Renkli Doppler Ultrasonografi (US): Fizik muayene sonrasında ilk yapılacak tetkiktir. Öncelikle Karın alt bölgesine yönelik yapılacak Doppler US tetkikinde rahim ve yumurtalıklar çevresinde genişlemiş damar varlığı araştırılır. Kasık düzeyinde varisler varsa uzanımı ve bağlantıları kontrol edilir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Radyasyon içermeyen ve karın içi organ görüntülemesi çok iyi olan bir tetkiktir. Rahim ve yumurtalıklar çevresi değerlendirilerek, variköz damarların varlığı ve uzanımı kontrol edilir. Pelvik konjesyona neden olan kaynak damarı tespit edilmesinde yararlıdır. Kapalı alan fobisi olan kişilerde yerine BT inceleme kullanılabilir.

BilgisayarlıTomografi (BT): Damar yolundan ilaç verilmesi ardından karın içi organları kesitsel olarak görüntülenir. Tanı etkinliği yüksekir, ancak radyasyon riskinden dolayı hamile kişilerde ve hamilelik şüphesi bulunanlarda uygulanamaz.

Laparoskopi: Kronik pelvik ağrısı olan kişilerde nedeni ortaya koymak amacıyla, ameliyathane koşullarında anestezi altında yapılan ve küçük deliklerden girilerek kamera yardımıyla karın içi organların görüntülenmesini sağlayan tetkiktir. Özellikle diğer tektiklerde saptanması güç olan “endometriosis” gibi patolojilerin saptanmasına olanak sağlar. Ancak yatarak yapılması ve iyi görüntüleme için karın içi boşluğa CO2 gazı verilmesi nedeniyle, pelvik bölgedeki varislerin atlanmasına sebep olur, yani yapılan en hassas incelmeye rağmen pelvik konjesyon sendromunda %80-90 yanlış negatif sonuç verir.

Venografi: Pelvik konjesyon sendromunun saptanması için en iyi metottur.Anjiografi ünitesinde koltuk altı veya kasık toplardamarı kullanılarak, kateter üzerinden ilaç verilerek yumurtalık toplardamarları ve karın içerisindeki ana toplardamarlar kontrol edilir, bu esnada ıkınma hareketi ile damar kapak etmezliğinin varlığı araştırılır. Kesin tanı konulmasını sağlar, aynı seansta tedavi de yapılabilmesi çok büyük avantajıdır.

Copyright © 2017 - 2024 Uzm. Dr. Ömür Gencel